Bunun cevabı aslında bir soruda gizli. Niçin 2 gözümüz var? Çünkü 2 gözümüz var bunun sebebi derinliği algılayabilmek için. Tek gözümüz olsaydı dünyayı 3 boyutlu yani derinliği olmadan algılardık ve dünya da yaşanılmaz bir hale gelirdi. Örneğin bize uzatılan bir bardak suyu bile almakta zorlanırdık çünkü derinliği algılayamadığımız için bardağı aynı görme engellerinin yaptığı/aradığı gibi el yordamıyla arardık. Bu küçük bir örnekti siz gerisini getirin.
3d ne demek; d harfi ingilizce dimensionals teriminden geliyor. dimensionals boyut demek oluyor. Aslında türkçesini kullanmak istersek 3b demek gerekiyor aslında. Türk dil kurumuna buradan sesleniyorum selfi olayını çözdükten sonra sırada 3d-3b olayı var.:)) Bir de 4. boyuttan bahsedilir ki buda zamandır. Konumuz 3D teknolojisi olduğu için onunla ilgilenmeyeceğiz. Daha doğru ifadeyle 4. boyutla biz değil, o bizle ilgileniyor. 4’üncü boyutu kontrol edebilmek şu an için zaten mümkün değil.:)
3 boyutlu filmler aslında yanyana %99 aynı 2 resimden oluşuyor. Soldaki resim sol gözden, sağdaki resim ise sağ gözden baktığımızda nasıl görebiliyorsak o şekilde çekilmiş 2 resim var aslında. Dijital ortamda bu şu demek 3 boyutlu resimler aynı manzara veya sahneyi iki kamera ile çekmek demek bir bakıma. Buradan 3 boyutlu filmlerin diğerlerine göre niçin biraz daha pahalı olduğunu açıklıyor.
Gözlerimiz, birbirleri arasında yaklaşık olarak 50 – 75 mm mesafeye sahip, yani her göz dış dünyayı biraz farklı bir açıdan görür. Bunu test etmek için elinize ince bir cisim alın kalem, çubuk vb. Aldığınız cismi gözünüzün önünde bir elinizle yaklaşık yarım metre mesafede tutun ve bir gözünüzü kapatıp bakın, sonra kapalı olanı açın diğerini kapatın. Önünüzdeki cisim sabit olduğu halde bir sola bir sağa gidiyor değil mi? Sakın şaşırmayın bu bir illüzyon veya sihir değil sizin belki şimdiye kadar farketmediğiniz fakat gözünüzün her zaman yaptığı şey. İşte sol gözde tutulan resim ile sağ göz de tutulan resim ayrı ayrı beyne gidiyor ve beynimiz bu iki benzer resimden derinliği olan bir resim/görüntü yapıyor.
İşte bu olay beynimizin şaşırtıcı bir çok özelliğinden biri. Yani beynimiz, aynı görüntünün iki farklı perspektifini alıp bu iki perspektifi dengeliyor ve çok karışık bir matematiksel hesap yaparak derinlik hesabını yapıyor. Bu hesaplama sonucu ilk örnekte verdiğimiz bardak örneğini tekrar vermek gerekirse; bardağın bizden ne kadar uzakta olduğunu anlıyor ve bu bardağa doğrudan uzanabiliyoruz. Aslında hepimiz bir matematik dahisiyiz. Bu işlemi günümüzde yapılan robotların bile yapması neredeyse imkansız gibi, televizyonda izlediğimiz ve bir çok robotun yaptığı aslında basit bir kaç ezberletilmiş işlemden ibaret. Kendinize doğru atılan bir topu 2-3 yaşında çocuklar bile tutabilir. Bu işlemi yapabilen kaç robot tanıyorsunuz mesela? Burada da derinlik önemli aslında.
Günümüz modern 3D teknolojisi de bu işlemi tekrarlamaya çalışıyor aslında. Bütün o 3D gözlükler ve projektörler, her bir gözün farklı perspektifler ile beslenmesini sağlamaya çalışıyor. Aslında bizim her daim yaptığımız bir faaliyeti şimdiki 3d teknolojisi taklit ediyor. Aslında 3d teknolojisinin mucidi bizzat sizsiniz. Yani herkes farkında olmasa bile 3d teknolojisinin mucidi. Sony, lg, samsung’ dan telif hakkı mı istesek diye düşünebilirsiniz. Bu pek mümkün değil zannedersem çünkü siz den önce bunu bu şirketler de çalışan mühendisler siz den önce davranıp patentini almışlardır. Neyse bu şakayla karışık bir tespitti.
Hiç yorum yok: