Nazca çizgileri günümüzde bile gizemini korumakta olan Güney Peru’daki Nazca Çölü’nde bazı canlı biçimlerini ve çeşitli geometrik biçimleri simgeleyecek tarzda ovaya çizilmiş ve kimisi kilometrelerce uzunlukta olan çizgiler topluluğudur. Bazı çizgiler uzaydan görünecek kadar uzun ve büyüktür. Bu çizgilerin ne amaçla ve kimler adına çizildiği bilinmemektedir. Erich von Daniken Nazca ovasının bir uçuş pisti olduğunu ve bazı dönemlerde uzaylıların ve farklı boyuttaki canlıların araçlarıyla bu bölgeye iniş yaptıklarını öne sürmüştür.Dünyanın en büyük sanat eserleri arasında sayılabilecek Nazca’daki çizgiler veya desenlerdir.

Devamını Oku...

Cizvitler İsa Tarikatı olarak anılan bir Hıristiyan tarikatıdır. Türkiye’de “İsa’nın Askerleri” olarak bilinir, üyelerine ise “Cizvit” denir. Hıristiyan olmuş eski bir İspanyol askeri olan Ignacio de Loyola (Aziz Loyolalı İgnatiyos, S.J.) tarafından 1534’de kurulmuştur. Bu tarikat Katolik mezhebini yeniden canlandırıp yayılmasına çalışmıştır. Fransa ve İspanya başta olmak üzere pek çok ülkede Engizisyon Mahkemeleri kuruldu. Bu uygulamalar sayesinde İspanya, Avusturya, Polonya, Fransa, Portekiz ve diğer pek çok ülke Katolik kalmış ve Cizvit Tarikatı sayesinde Katolik Hıristiyanlık tüm Orta ve Güney Amerika’ya egemen olmuştur.Başlıca yoğunlaştıkları alanlar misyonerlik ve eğitim kurumları açmaktır.
Günümüzde, Fransiskenler’den sonra Hıristiyanlığın 2’nci büyük tarikatı olan Cizvitler, Kilise’nin yeniden tanıma kavuşturulmasına ve onun modernleştirilmesine öncülük etmişlerdir. Cizvitler, çağın şartlarına uyabilmek ve hareket özgürlüğü kazanabilmek için dinî hayata birçok yenilik getirmiş; zorunlu oruç, pişmanlık duaları, tek tip giysi ve korolu ayin gibi Ortaçağ uygulamalarına son vermişlerdir.
Bir misyon tekniği olarak diğer dinlere olumlu bakış sergileyen ilk Hıristiyan hareketi Cizvitlerinkidir. Cizvitlerin benzer tarikatlardan en önemli farkının örgüt yapısında olduğu görülür. Tarikat üyeleri her zaman göze batmadan her türlü toplum içerisinde, o toplumun insanları ile aynı düzeyde ve uyum içerisinde yaşarlardı. Tarikat, ilk gününden itibaren kısa vadeli hedefler yerine hep uzun vadeli hedeflere yönelmiş ve özellikle insana yatırım yapmıştır. Gerçekten de insana yapılan yatırımlar sayesinde Cizvit tarikatı çok kısa sürede Avrupanın en önemli siyasi ve ekonomik gücü haline gelmiştir.
Cizvitlerin hedefi, kendilerinin Hıristiyanlığı tavizsiz yaşaması, diğer insanların da Hıristiyanlaştırılmasıdır. Luther hareketinin aksine onlar, kilise içinde kalarak reformlar yapmayı amaçlamışlardır. Bu noktada onların, kendilerinden önceki diğer Hıristiyan tarikatlardan farkları yoktur. Hızla büyüyen tarikat, karşı-reformu savunmada ve Katolikliği canlandırmada önemli rol oynamıştır. Tarikat, eğitime ve araştırmaya önem verirken, misyonerlikle de uğraşmış, dış ülkelerdeki misyonerlik faaliyetlerinde ağırlıklı olarak yer almıştır.
Çin’in Avrupalılar tarafından tanınması da Cizvitlerin gayretleri sayesinde olmuştur. Çin’de uygun misyon alanları olduğunu anlatmak ve Kilise’nin dikkatini oralara çekebilmek için onlar Çin’i, ” Kutsal Kitap’tan daha eski bir tarihi, dine bağlı olmayan mükemmel bir maneviyatı” yla bir ütopya ülkesi olarak göstermişlerdir. Daha önceleri dünya tarihi yazımına İsrail’le başlanırken, Cizvitlerin olağanüstü tanıtım yazıları sonucu olarak Voltaire kendi dünya tarihine, ” dünyanın en eski ve en terbiyeli milleti olan” Çinlilerle başlamıştır.
Uzakdoğu’da Cizvitlerin tutunabilmeleri, kimi gerekli teknik gelişmeleri de oralara taşımalarıyla mümkün olmuştur. Örneğin Çin’de ilk toplar ve tüfekler 17. Yüzyılda Cizvitler tarafından yapılmıştır. Cizvitler kimi zaman astronom ve matematikçi, kimi zaman takvim reformcuları, bazen ilgi çekici mekanik eşya imalatçısı bazen de topçu ve coğrafyacı olarak Çin imparatorunun teveccühünü kazanmışlardır. İmparatorluğu’n ilk işe yarar haritasını da onlar yapmıştır.
Avrupa’nın kırsal bölgelerinin Hıristiyanlaştırılması, karşı-reform sırasında, Cizvitler tarafından gerçekleştirilmiştir. Cizvitlik, gerek teşkilat kurallarının oldukça sert oluşu ve gizli tutulması, gerekse teşkilat yapısı nedeniyle masonluğa da benzetilmiştir.
Avrupa’yı etkileyen Reform hareketine karşı Papalık tarafından karşıt hareket 1540’lı yıllarda başlatıldı. Papa 3. Paul, Katolik ve Protestanları anlaştırmak istedi ancak başarılı olamadı. Papalık ciddi tedbirler almak zorunda olduğunu anladı. 3. Paul’ün aldığı 3 tedbirle Katolik kilisesindeki reform hareketi ve karşıt harekat başlamış oldu. Bu tedbirler, Cizvit tarikatının statüsünü tasdik etmek, engizisyonu yeniden teşkilatlandırmak ve Trento Konsilini toplamaktan ibâretti.
1537 yılının başında artık on kişi olan şövalyeler Venedik’te buluştular ve uzun zamandan beri planladıkları “Kudüse haçlı seferini” gerçekleştirmek istediler; fakat Venedik Cumhuriyetiyle Osmanlı Türkleri arasındaki savaş, bu yolculuğu olanaksız hale getirdi. 1538’de Loyola’nın küçük grubu onu başkan seçti. Bunun üzerine Loyola, Roma’ya giderek örgütün nizamnamesini Papa 3. Paul’e sundu ve bu yeni tarikatın tanınmasını ve korunmasını rica etti.
17 Eylül 1540’da Papa, tarikatı ve nizamnamesini üye sayısının altmışı geçmemesi şartıyla, tastik etti. Ayın 26’sında yeni tarikatın başına ‘general’ rütbesiyle atanan Ignatus Loyola, Papa’nın elinden tarikatı “Regimini mili-tantis ecclesiae”-Savaşçı Kilisenin Egemenliği’ni tanıyan emri aldı. Bu şekilde yeni “Cizvit Tarikatı”-Societatis Jesu, Roma-Katolik Kilisesi’nin yeminli savaş birliği haline geldi. Bu birlik aynı zamanda ‘Kutsal Baba’ya-Yani Papa’ya “body-guard”lık yapıyordu. Onlar Papa’yı her çeşit saldırıdan ve isyanlardan, özellikle “Lutherciler”den her vasıtayı kullanarak korumak ve Papalığın düşmanlarını yok etmekle yükümlüydüler.
Cizvitler düşmanı yalnız yenmek değil, her vasıtaya baş vurarak, yok etmek istiyorlardı. Onlar için parola şuydu; “Gaye, vasıtayı meşru kılar.” Modern anlamda vatandaşlık eğitimi ulus/devlet kavramının gelişimiyle ilgili olarak ilk kez 19. yüzyılda Fransa’da başlamıştır. 1762 sonrasında Cizvit Tarikatı’nın kaldırılması, mal varlığına el konulup öğretim de dâhil olmak üzere üyelerinin çalışmalarının durdurulması Fransız çocuklara laik bir eğitim vermek için fırsat sunmuştur. Eğitim artık kilisenin değil, devletin kontrolünde olduğundan eğitimde dinî amaçların yerini siyâsal amaçlar almıştır. 1762’de La Chalotais, Ulusal Eğitim Üzerine Deneme adlı eserinde devletin laikliği, ahlâkı ve ülkeye bağlılık duygusunu arttırmak için eğitimin kontrolünü alması gerektiğini öne sürmüştür.
30 Yıl önce güney Afrike'da Batı Transvaal'da bulunan Wonderstone Gümüş Madeninde çalışan madenciler , kuyu açma çalışmaları sırasında metal kürelere rastladılar .
Kürelerin sayısı 200'ü aşıyordu , 1979'da kürelerin birkaçı Johannesburg , Witwaterstand Üniversitesi'nden Jeoloji uzmanı Prof. J.R. Mclver ve Potsshefstroom Üniversitesi'den Prof. Andries Bisschoff tarafından incelendi , metalik küreler biraz basıktılar ve çapları 1 ile 10 cm. arasındaydı .
Dış yüzeyleri genelde çelik mavisiydi , dışarıya vuran kızıl yansımalar görülüyordu ve metale gömülü minik benekler vardı , benekler beyaz fiberden yapılmış izlenimini veriyorlardı . Alaşımın nikel/çelik olması doğal değildi çünkü bu kompozisyon kurallarının dışındaydı , ancak metorik bir köken böyle olabilirdi .
Bazılarında bir veya iki cm.lik ince bir kabuk belirlendi ve küreler kırılarak açıldığında içlerinin garip süngerimsi bir madde ile dolu olduğu anlaşıldı ama kısa bir zaman sonra hava ile temas eden bu maddenin küle dönüştüğü gözlemlendi .
Kürelerin analitik yapısı , kayaların özgün yapısı ile hiç ilgili değildi , radyo-izotop teknikleriyle yapılan tarih belirlemelerinde kürelerin en azından 2.8 veya 3 milyar yıllık oldukları belirlenince herkes şok oldu . Güney Afrika Klerksdrop Müzesin'den Roel Marx , bu garip ve gizemli olaya bir gizem daha kattı ; küreler kendi eksekleri etrafında döndürüldüklerinde dışarıya serbest bir tür enerji yayıyorlar ve durdurulduktan sonra çok uzun bir süre aynı enerjiyi yaymaya devam ediyorlardı.
Kürelerin yaydığı enejinin türü belirlenemedi , neden yapıldıkları anlaşılamadı , amaçları bilinmiyor ve de kimlerin yaptığı tahmin dahi edilemiyor.
Abydios Tapınağında bulunan bir duvar panosunda ise (üstteki her iki resimde helikoptere ve uçağa benzeyen şekiller yer almaktadır. Panoda bu şekillerin yanısıra başka uçan cisimler de resmedilmiştir. Kahire’deki bir müzede bulunan eski çağlardan kalma küçük planör modeli ve yine Mısır’da ve Güney Amerika’da bulunan diğer uçak modelleri de aynı ölçüde merak uyandırıcıdır.
Bu veriler ışığında şunu çok net bir şekilde söyleyebiliriz ki, ya geçmişte dünya üzerinde teknolojik açıdan çok gelişmiş uygarlıklar yaşamış ve daha sonra yok olmuşlardır; ya da dünyamız dünya dışı varlıklar tarafından eski çağlarda da ziyaret edilmiştir
Devamını Oku...
Bu veriler ışığında şunu çok net bir şekilde söyleyebiliriz ki, ya geçmişte dünya üzerinde teknolojik açıdan çok gelişmiş uygarlıklar yaşamış ve daha sonra yok olmuşlardır; ya da dünyamız dünya dışı varlıklar tarafından eski çağlarda da ziyaret edilmiştir

Dünyadaki çözülmeyi bekleyen en büyük bilmecelerden biri, ica taşları olarak bilinen ,Colomb öncesine ait yaklaşık 15.000 adet üzerinde gravürler bulunan bir taş kütüphanesidir.
Bu taşlar bir çöl ehri olan Peru’ daki İca şehri yakınlarındaki bir mağarada bulunmuşlardır. İca başkent Lima’ dan 300 km. Uzaklıkta bulunmaktadır.60’ lı yıllarda bir çiftçi Nasca çizgilerinden çok uzakta olmayan bir yerde bir mağarada taşlardan oluşan bir tepe bulduğunu açıklamıştı.Bazıları ise gömülü haldeydi.Çiftçi ilk önce cebinde bir kaç taşla gelmişti.Ancak bir yığın taşla tekrar geri gelmesi pekde uzun sürmedi.Bir zaman taşları turistlere satarak iyi para kazandı.
Artık çiftçiyi tanımayan yoktu.Kısa zamanda bir arkeolog ordusu bu mağaraya geldi.
Bu arada taşlarla Peru hükümetide ilgilenmeye başladı.Ve Peru’nun yağmacılarla dolu ikinci bir Mısır olmasını istemediler.Çiftçiyle ne tür bir anlaşma yapıldığını kimse bilmiyor ancak, tutuklanmasından ve hapis cezası almasından sonra birden bire sattığı o taşların sahte olduğunu ve onları kendisinin yaptığını belirtti.Bu işi turistlerden para yürütmek için yaptığını ve işlerin buraya kadar varacağını tahmin edemediğini söyledi.
El Cezerî (d. 1136, Cizre - ö. 1206, Cizre), tam adıyla Ebû’l İz İbni İsmail İbni Rezzaz El Cezerî (Abū al-'Iz Ibn Ismā'īl ibn al-Razāz al-Jazarī), İslam'ın altın çağında çalışmalar yapan müslüman bilim adamı ve mühendis. Sibernetiğin ilk adımlarını attığı ve ilk robotu yapıp çalıştırdığı kabul edilen Ebû’l İz El Cezeri'nin Leonardo da Vinci´ye ilham kaynağı olduğu düşünülür
Devamını Oku...
Lagarî Hasan Çelebi
Lagâri Hasan Çelebi (d. 17. yüzyıl), roketle dikey uçuşu başarıyla gerçekleştirmiş ilk insan olan bilgin.
Türk bilim adamı Lagari Hasan Çelebi,[not 1] 17. yüzyılın başlarında barut dolu haznesi bulunan bir basit hava roketi ile ilk kez havalanmayı başarmıştır. Uçuş 1633 yılında dönemin Osmanlı padişahı IV. Murat'ın kızının doğum günü kutlamalarında sergilenmiştir.Lagâri Hasan Çelebi 'nin yaklaşık 300 metre kadar havalandığı ve 20 saniye boyunca havada kaldığı ölçülmüştür.[kaynak belirtilmeli]Kendisine bağlı bulunan kanatlar sayesinde Boğaziçi'ne oldukça yumuşak bir iniş yapmıştır. Sultan tarafından desteklenen Hasan Çelebi, gümüş ile Osmanlı Ordusunda Sipahi ödülleri verilmiştir.
Soluk Mavi Nokta(Pale Blue Dot), Dünyanın Voyager 1 sondası tarafından rekor uzaklıktan çekilen fotoğrafıdır. Fotoğraf, dünyayı uzayın sonsuzluğu içinde tek başına gösterirken, mesafe 6.4 milyar kilometredir.
Devamını Oku...
Dünya ile ilgili pek bilinmeyen bilimsel gerçekler..
ABD Deniz Kuvvetleri'nin Kurucusu John Paul Jones
Amerika Birleşik Devletleri Deniz Kuvvetleri'nin kurucusu John Paul Jones, Kirkcudbrightshire'da bir bahçıvanın oğlu olarak dünyaya geldi ve 13 yaşında denize açıldı. 1778'de, Fransa Quiberon'da, Stars and Stripes ilk kez yabancı bir hükûmet tarafından tanındığında gemide yarbaydı.İkinci Yeni'ler ve Ölmeme Günü
63 yıllık Monark
Bugün Birleşik Krallık'ın kraliçesi olan, Kraliçe II. Elizabeth, önümüzdeki sene büyük büyük dedesinin rekorunu kırarak 63 sene ile İngiltere tarihinde en uzun süre hüküm süren monark olarak tarihe geçecek. Yola devam Liz!
Devamını Oku...
Bugün Birleşik Krallık'ın kraliçesi olan, Kraliçe II. Elizabeth, önümüzdeki sene büyük büyük dedesinin rekorunu kırarak 63 sene ile İngiltere tarihinde en uzun süre hüküm süren monark olarak tarihe geçecek. Yola devam Liz!
Kaliforniya 1880
Kaliforniyalı oduncular çalışıyorlar. Kestikleri ağaçlarsa binlerce yıl yaşamışlar.
fiber optik kabloyu Paşabahçe’de çalışan bi isçinin bulduğundan kaç kişi haberdar?
Paşabahçe Cam Fabrikası’nın hurda cam deposunda taşımacılık yapan Rıfat, kafayı kısa yoldan zengin olmaya takmış. Hayatını hep avantalar üzerine kurmak istiyormuş. Oturduğu gecekondunun elektiriğide kaçakmış ama TEKçiler iki de bir gelip kesiyormuşlar elektriği. Bi gün Rıfat depoda otururken aklına bi fikir gelmiş: “ camdan bi kablo yapıp hattı öyle çeksem bu TEKçilerin ruhu bile duymaz. Heriflerin gözünün önünde paşa paşa kullanırım elektriğimi” diyerek hemen harekete geçmiş. Hurda camlardan kabloyu yapmış yapmasına ama arada hava kaldığından bi türlü elektriği iletmeyi başaramamış Rıfat. Epey bi uğraşmış, olmayınca da projeyi rafa kaldırmış. Cam kablodan da kendine tesbih yapmış. Aradan bi zaman geçmiş. AT&T firması Paşabahçe’yi Türkiye’de pilot fabrika seçip buraya mühendislerini göndermiş. Adamlar bi gün depoda çalışırken havada bi ışık huzmesi görmüşler ve dumura uğramış bi şekilde ışık nerden geliyor diye etrafı incelemeye başlamışlar. Bi masanın üstünde de kopuk bi tespih durmaktaymış. Tesbihin bi ucu yere dönük, bi ucu da florasan lambaya bakıyormuş. Üzerindeki taneleri ışık için izole edilen “tesbih kablo” tavandan aldığı ışığı masanın altına iletmekteymiş. E, bunlar koskoca AT&T mühendisi, onlar anlamayacak da kim anlayacak, olayı o an çözmüşler. “Demek ışık böyle de iletilebiliyor, o halde bunu geliştirebiliriz” demişler. Hemen tesbihin sahibi Rıfat bulunmuş. Bizimkini aldıkları gibi Amerika’ya uçurmuşlar. Patent işlemlerinden sonra tesbih geliştirilip bugünkü fiber optik olayı bulunmuş. Rıfat şu an epey yaşlıymış ama hala AT&T laboratuarlarında AR-GE’ci olarak çalışıyormuş.
5 KASIM 1914 'Büyük Savaş' patlıyor
Birleşik Krallık ve Fransa, Osmanlı İmparatorluğu’na savaş ilan etti. Osmanlılar, 11 Kasım’da Avusturya- Macaristan imparatorlukları ile Üçlü Bağlaşma antlaşmasını imzalayacak, 14 Kasım’da Sultan V. Mehmed Reşad, tüm Müslümanlara cihat çağrısında bulunacaktı. Fotoğrafta, Filistin Cephesi'nde, Kızılay'ın sahra hastanesinde yaralı askerler yemekte.
1974
Dünya Kupası’nda kırmızı kart uygulaması 1970’teki turnuvada başlamıştı. O yıl kırmızı kart gören olmadı. Bir dahaki turnuva 1974’te Batı Almanya’daydı. Dünya Kupası’nda maç yöneten ilk Türk hakem olan Doğan Babacan, Batı Almanya-Şili maçının 67. dakikasında Şilili forvet Carlos Caszely’e gösterdiği kartla Dünya Kupası tarihinin kırmızı kart gösteren ilk hakemi oldu.
Devamını Oku...
100 yıl önceden bakınca
2000 yıllık pil
Alman arkeolog Wilhelm Konig tarafından 1938'de Irak'ın başkenti Bağdat'ın yakınlarında bulunan 2 bin yıllık pil, bilim adamlarını şaşkına düşürdü. Konig, 13 santimetre boyundaki toprak bir kabın içine monte edilmiş bir bakır silindir, onun etrafındaki demir çubuk ve testinin ağzını kapatan asfalttan oluşan bu nesneyi "dünyanın en eski pili" olarak tanımladı. Pilin 2 volt enerji ürettiği saptanırken, 1800'lü yıllarda modern pili icat eden Alessandro Volta adlı İtalyan kontunun da şöhretine gölge düştü.
Kayaya gömülü çekiç
Tahta sap ve demir tokmaktan oluşan bu çekiç, 1936'da Teksas'ta 400-500 milyon yıllık bir kayanın içine gömülü olarak bulundu. Modern bir aletin tarih öncesi bir kaya kütlesinin içine nasıl girdiği bir yana, çekiçte kullanılan demirin günümüz demirlerinden bile saf olması bilim adamlarını hayrete düşürdü.
Mısır'daki Ampuller
Mısır, Dendera'daki Hathor tapınağında göze çarpan ampuller. Bu ampuller kıvrımlı kablolar ile bir jeneratöre veya açma kapama düğmesine bağlıdırlar. Ampul şeklindeki cismin içine bir yılan tasviri konulmuş. Bu da ampulün içindeki ince teli gösteriyor olabilir.
Buache Haritası
1737'de eski Yunan haritalarından kopyalanarak çizilmiştir. Harita Antartika'nın buzla örtülü olmadan önceki halini de göstermektedir.
Şaşırtıcı olan ise şu: Eğer bugün Antartika buz ile örtülü olmasaydı Ross ve Weddell denizleri bu kara parçasının ortasından geçerek kıtayı 2 büyük parçaya ayırmış olacaktı. Ancak modern jeoloji araştırmaları sonucunda 1968 yılında bu gerçeğin farkına varılmıştı.
Şaşırtıcı olan ise şu: Eğer bugün Antartika buz ile örtülü olmasaydı Ross ve Weddell denizleri bu kara parçasının ortasından geçerek kıtayı 2 büyük parçaya ayırmış olacaktı. Ancak modern jeoloji araştırmaları sonucunda 1968 yılında bu gerçeğin farkına varılmıştı.






.jpg)



















